35 yapay zeka veri merkezi için kamu arazilerine akın

Teknoloji şirketleri, ABD'deki kamu arazilerine 35 dev yapay zeka veri merkezi ve enerji altyapısı kurmak için resmi başvuruda bulundu. Özel mülklerdeki katı çevre kurallarından ve mahalle baskısından kaçan geliştiriciler, federal arazileri bir arka kapı olarak kullanıyor.

Halkın itirazından kaçan federal topraklara sığınıyor

Normal şartlarda özel bir mülke devasa bir sunucu çiftliği kurmak aylar süren imar izinleri, su kaynakları analizleri ve yerel halkın sert protestoları anlamına geliyor. Ancak Arazi Yönetim Bürosu'nun (BLM) denetimindeki kamu arazilerinde kurallar tamamen başka işliyor.

Center for Western Priorities adlı gözlem grubunun ortaya çıkardığı belgelere göre, ABD'nin batısındaki federal arazilere yönelik 35 aktif başvuru var. Bunların 17'si doğrudan bağımsız sunucu kampüslerini, 13'ü ise bu tesislere elektrik ve su taşıyacak dev iletim hatlarını kapsıyor.

Asıl sorun, federal arazilerdeki mevzuatın aslında madencilik, petrol arama ve hayvancılık gibi eski sektörler için tasarlanmış olması. Bu yasal boşluktan yararlanan şirketler, yapay zeka veri merkezleri kamu arazileri üzerinden ilerlediğinde ne katı çevre denetimlerine takılıyor ne de bölge sakinlerinin projeyi durduracak yasal dayanağı kalıyor.

Çölün ortasında modüler nükleer reaktörler

Başvurusu yapılan projelerin büyüklüğü alıştığımız şehir içi sunucu depolarına hiç benzemiyor. Valar Atomics'in hazırladığı bir proje tam 9.000 dönüm (yaklaşık 3.600 hektar) araziyi kapsıyor ve buradaki bilgi işlem kümesini küçük modüler nükleer reaktörlerle beslemeyi hedefliyor. Copia adlı bir başka şirket ise beş farklı eyalete yayılan 16 ayrı başvuru yaptı; bunların içinde sadece Las Vegas yakınlarındaki tek bir tesis 2.520 dönümlük bir alanı kaplıyor.

Bu akının arkasında tamamen elektrik ve yer darboğazı var. Hatırlanacağı üzere sektör öyle bir enerji açmazına girdi ki ABD yapay zeka veri merkezleri için 3 nükleer reaktörü uyandırıyor. Yüksek gerilim hatlarına doğrudan erişimi olan, binlerce dönümlük tek parça özel arazi bulmak artık neredeyse imkansız.

Oysa veri merkezleri madenler gibi yerin altındaki belirli bir cevhere bağımlı değil. Sunucuları kamu arazisine taşımak, soğutma kulelerinin uğultusunu, kurak havzalardaki aşırı su tüketimini ve şebeke yükünü özel mülk sahiplerinin gözü önünden kaçırıp koruma altındaki ortak doğal alanların üzerine yıkmaktan farksız.

Maden çıkarmak için kamu arazisine girilmesini anlarsınız, çünkü maden oradadır. Fakat veri merkezinin çölün ortasında, kamusal alanda yer alması için tek bir mantıklı gerekçe var: Çevre denetimlerinden ve yerel halkın yasal itiraz hakkından kaçmak. Bunun adı teknolojik ilerleme değil, bürokratik kaçak dövüştür.

TechCortex yorumu

İstihdam vaadi kalıcı değil

Tesislerin kurulduğu bölgelerde yaşayanlar haklı olarak 24 saat süren soğutma gürültüsünden, yerel su kaynaklarının tükenmesinden ve hanelerin elektrik faturalarının fırlamasından şikayetçi.

Şirketler ise bu tepkileri bastırmak için inşaat dönemindeki geçici hareketliliği öne sürüyor. ABD Ticaret Odası verilerine göre böyle bir tesis inşaat süresince 5.200 kişiye iş sağlayıp eyalet ekonomisine yüz milyonlarca dolar bırakabiliyor. Ancak madalyonun diğer yüzü çok farklı: İki yıllık beton dökme ve kablolama süreci bittiğinde o binlerce kişilik ekipler toplanıp gidiyor. Geriye kalan binlerce sunucu kabinini idare etmek için vardiya başına birkaç teknisyen yetiyor.

Hatta bazı geliştiriciler halkın öfkesini dindirmek için doğrudan belediyelere ya da hanelere nakit tazminat dağıtmayı dahi önerdi. Kamu arazisine geçmek, şirketleri bu pazarlıklardan ve halkın rızasını alma zorunluluğundan tamamen kurtarıyor.

Türkiye'de durum ne?

Türkiye'de dev ölçekli hyperscaler veri merkezlerinin kamuya ait orman, mera veya koruma alanlarına doğrudan kaydırılmasına yönelik benzer bir yasal bypass dalgası şu an için gündemde değil. Türkiye'deki kurumsal veri merkezleri daha çok organize sanayi bölgeleri, özel teknoparklar veya şehir şebekesine yakın sanayi arazilerinde yapı ruhsatı ve ÇED süreçlerine tabi olarak inşa ediliyor.

Buna karşın küresel yapay zeka modellerini çalıştıran altyapının bu kadar sert bir enerji krizine girmesi, Türkiye'deki bulut maliyetlerini ve yapay zeka hizmetlerinin birim fiyatlarını doğrudan yukarı çekiyor. Yurt dışı kaynaklı sunucu kiralama ve API harcamaları küresel elektrik maliyetlerine paralel olarak zamlanıyor.

Büyük teknoloji şirketlerinin kamu arazilerine sığınması, yapay zekanın karada ve şebekede ne kadar büyük bir tıkanıklığa yol açtığını açıkça gösteriyor. Federal kurumlar bu 35 projeye halkın denetimi olmadan onay verirse, kamu arazileri sektörün en kirli ve maliyetli altyapılarının çöplüğüne dönecek.

Sıkça sorulan sorular

Yapay zeka şirketleri neden kamu arazilerini seçiyor?

Kamu arazilerinde izin süreçleri daha esnek ve eski madencilik yasalarına göre işliyor. Şirketler bu sayede yerel halkın itirazlarını, imar izinlerini ve katı çevre etki raporlarını rahatça aşabiliyor.

Kaç tane veri merkezi projesi kamu arazisi için onay bekliyor?

ABD Arazi Yönetim Bürosu kayıtlarına göre 17'si dev sunucu kampüsü, 13'ü enerji ve iletim hattı olmak üzere toplam 35 resmi proje başvurusu bulunuyor.

Bu veri merkezleri bölgeye kalıcı iş imkanı sağlıyor mu?

Hayır. İnşaat aşamasında binlerce işçi çalışsa da tesis faaliyete geçtiğinde sunucular tamamen otomatik çalıştığı için sadece küçük bir bakım ekibi istihdam ediliyor.

Kaynaklar

  1. Bureau of Land Management. U.S. Department of the Interior, 2026. https://www.blm.gov/
  2. The US wants to fill thousands of acres of public land with AI data centers — land records show 35 data center-related developments are planned so far | TechRadar. techradar.com, 2026. https://www.techradar.com/pro/the-us-wants-to-fill-thousands-of-acres-of-public-land-with-ai-data-centers-land-records-show-35-data-center-related-developments-are-planned-so-far

Yapay Zeka kategorisinden diğer haberler

Son haberler